Prof. Dr. M. Murat TUNCER
İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı

İç Hastalıkları ve Gasrtoenteroloji

DİSPEPSİdispepsi

Dispepsi bir hastalık değil semptomdur. Dispepsi terimi belirsiz karakterde olan üst batın(karın) semptomlar için kullanılır. Konsensus konferansı (Roma II) dispepsiyi, üst abdomende rahatsızlık olarak tanımlamıştır. Tanım olarak dispepsi epigastrik ağrı, hazımsızlık, şişkinlik, dolgunluk, erken doyma, bulantı, yanma, kazınma gibi üst abdomen semptomlarının bir veya birden fazlasını içeren kronik rahatsızlık hissidir. Dispepsi yetişkin populasyonun % 25’inde (%8-54) görülmektedir. Poliklinik başvurularının %7’si ve gastrointestinal yakınmalarının yarısını oluşturmaktadır. Dispepsili hastaların % 50’sinden fazlasında  peptik ülser, reflü, kanser gibi organik bir patoloji saptanamaz. Buna fonksiyonel=non-ülser dispepsi denir. Gastroenteroloji polikliniklerine başvuran hastaların  1/4-1/3’ ünde sebep fonksiyonel dispepsidir. Hastaların % 65’i 40 yaş altındadır.
Dispepsi semptomlara göre şu şekilde sınıflandırılır: Burada önemli olan hastanın kafasındaki acaba ben kansermiyim? Sorusuna,öyle olmadığını ve kesinlikle fonksiyonel dispepsinin kötü istenmeyen sonuçlara yol açmayacağını uygun şekilde izah etmektir.

dispepsi_bulgular

  • Ülser benzeri dispepsi: İyi lokalizasyon gösteren ,sıklıkla açlıkla artan ve gıda veya antasit alımı ile hafifleyen üst batın  ağrısı
  • Dismotilite benzeri dispepsi: Hastanın mide barsak hareketlerinde koordinasyon bozukluğu vardır. Zayıf lokalizasyon gösteren, yemeklerle artan, şişkinlik, erken doyma,  bulantı ve kusma ile hissedilebilen rahatsızlık hissi
  • Reflu benzeri dispepsi: Çok belirgin olmayan heartburn (yanma) ve/ veya regürjitasyon(ağza acı su gelmesi) ile birlikte görülen üst batında rahatsızlık veya ağrı hissi
  • Sınıflandırılamayan dispepsi

Ne yazık ki bu subgruplama ile fonksiyonel dispepsi ile organik dispepsi ayırımı güvenilir bir şekilde yapılamamaktadır. Dispepsili hastaların üst GİS değerlendirilmesinde altın standart tanı yöntemi endoskopidir.

Dispepsinin Oluşum Şekli:
Fonksiyonel dispepsi oluşum şekli tam olarak bilinmemektedir. Bir çok psikososyal ve fizyolojik değişiklik tanımlanmakla birlikte bunların önemi tartışmalıdır:

Diyet ve çevresel faktörler:   Kahve, alkol, domates, meyveler, yağlı yiyecekler gibi diyetsel faktörler semptomları şiddetlendirebilmektedir.

Gastroduodenal motilitedeki değişiklikler:  Hastaların % 25-60’ında mide motor fonksiyonlarında bozukluklar saptanmıştır. Katı gıdaların mideden boşalımında gecikme,mide gevşemesinde bozukluk ve buna bağlı erken doyma hissi olmaktadır. Mide sintigrafisi, gastroduodenal manometri, elektrogastrografi (EGG) motilite değişikliklerini saptamada kullanılabilir.

Artmış viseral duyarlılık: Gastrointestinal kaynaklı semptomların büyük kısmı bilinçli olarak algılanmazlar. Viseral aşırı duyarlılığı olan kişilerde gastrik distansiyonun (genişlemenin) algılanma eşiğinde belirgin azalma olur. Bu kişilerde midede balon şişirilmesine karşı artmış cevap vardır. Viseral sensitivite artışına yol açan defekt spinal düzeyde veya MSS seviyesinde olabilir.
 
H.pylori gastriti:Helikobakter pilori denilen bakteri mide ve onikiparmak barsağında ülsere yol açmaktadır. Hp infeksiyonu ilk alınışta geçici olarak dispeptik yakınmalara neden olabilir. 4000 hastayı kapsayan 30 çalışmanın metaanalizi fonksiyonel dispepsi ile Hp arasında ilişki bulunmadığını göstermiştir. Buna ek olarak Hp infeksiyonunun gastrik boşalmayı ve viseral algılamayı etkilediği gösterilememiştir.

Aerofaji (hava yutma): Aşırı hava yutma hıçkırık, geğirme, şişkinlik, karın ağrısı ve aşırı gaz çıkarmaya neden olabilir.

Psikososyal faktörler: Hastanın semptomları sosyal ve psikolojik faktörlerle alevlenme gösterebilir. Fonksiyonel dispepsili hastalarda anksiyete, depresyon, somatiform bozukluklar, panik atak gibi psikiyatrik bozukluklarda artış görülmektedir. Stres, motiliteyi, otonomik regülasyonu, viseral ağrı eşiğini etkileyerek semptomlara neden olabilir.

Tedavi:
Genelde en önemli husus hasta ve hekim ilişkisinin iyi olmasıdır. Hastanın güven duyacağı bir ortamdispepsi_zaman oluşturulmalıdır. Hastaya güven vermesi bakımından semptomların patofizyolojisi hakkında bilgi verilmelidir. Kronik semptomu olan hastalarda başvurma sebebi, hastanın korkuları (kanser fobisi vb.) yaşam stresi (iş, aile, kişisel ilişkiler, okul vb.), diyetteki değişiklikler, kullanılan ilaçlar ve hastanın psikolojik durumu sorgulanmalıdır.

Yaşam şeklindeki değişiklikler: Aşırı alkol ve kahve tüketiminden kaçınılmalıdır. Küçük porsiyonlu öğünler postprandiyal semptomları azaltabilir. Hastalara stres azaltıcı önlemler (egzersiz, yemeklerin düzenli olması, uyku düzeni vb.) ve uğraşlar (meditasyon, relakzasyon kürleri  vb.) önerilebilir.

dispepsi_tedaviİlaç tedavisi:

  • Antisekretuar ilaçlar: H2 reseptör antagonistlerinin kullanımı plasebo ile karşılaştırıldığında ancak  %20 oranında daha fazla fayda sağlamaktadır. Proton pompa inhibitörleri (PPI) ile tedavide alt grup analizleri  tedaviye yanıt veren hastaların çoğunlukla reflü tipi dispepsi ve predominant olarak epigastrik ağrı yakınması olanlardan oluştuğunu göstermiştir. PPI ile %50 semptomatik düzelme elde edilmektedir. Yanıt veren olgular aralıklı olarak, semptomatik dönemlerde 2-4 hafta tedavi edilmelidir. 
  • Prokinetik ajanlar: Güvenli olmamaları nedeniyle fonksiyonel dispepside kullanımı tartışmalı konuma gelmiştir. Küçük çalışmaların metaanalizi domperidon ve sisapridin plaseboya göre %40 daha üstün olduğunu göstermiştir. Ancak sisaprid üretici firma tarafından kalbde QT uzaması ve kardiyak aritmilere neden olabilmesi  nedeniyle piyasadan çekilmiştir.Domperidon bir çok ülkede kolaylıkla temin edilebilmesine rağmen ABD’de kullanılmamaktadır. Bulantı şikayeti belirgin olanlarda ve postprandiyal şikayetleri olan hastalarda tercih edilebilir. ABD’de metokolopramide kullanılan tek ajandır. Ancak  yüksek MSS yan etkileri ve ektrapiramidal yan etkileri nedeniyle kronik kullanımı önerilmemektedir.

Kolinerjik agonistler, motilin agonistleri, CCK reseptör agonistleri, nitrik oksit salınımını arttırıcı maddeler tedavide denenen diğer ajanlardır.

  • Viseral duyarlılığı etkileyen ilaçlar: Fedotozine, somatostatin analogları, trisiklik antidepresanlar
  • Diğer ajanlar: Antispazmodikler(buskopan vb.), antimeteorizan ajanlar(meteospasmly vb.) sucralfate, pankreatik enzim preparatlar(pankreoflat vb.). Bunlar spazm çözücü gaz giderici ilaçlardır.
  • Antidepresanlar: Bu ajanların etkileri psikiyatrik etkilerinden bağımsız olarak uykuyu düzeltmeleri, viseral duyarlılığı azaltmaları sonucunda olmaktadır.

İlaç tedavisi, semptomlar yaşam tarzındaki  değişikler düzeltildikten sonra da devam ediyorsa uygulanmalıdır. İlaç kombinasyonları denenebilir. Tedavi intermittant olarak semptomların arttığı dönemlerde uygulanabilir.    Refrakter dispepside psikiyatrik destek, antidepresanlar, relakzasyon kürleri, stres tedavisi, hipnoterapi ve psikoterapi tavsiye edilebilir.

 

 

Bağlı Siteler: www.siskinlik.com

 

Hastane Tel: 0212 4143253- 4143000 / Dahili:22346 Endoskopi: 22101 Sekreter: 0544 282 86 44 Sekreter Gsm: 0537 452 16 75 Gsm: 0532 218 23 95
Tüm haklari saklidir www.drmurattuncer.com 2007
suBRosa Bilişim Güvencesiyle
burs
avukat
kan merkezi
yayinevi
kuyumcu
tekstil
mobilya
restaurant